yıldız
Fotoğraf, Pixabay

Bir Yıldız Göklerde…

Hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren, hayatımıza bundan sonra şekil verecek iki insan bulunmakta: Anne ve Baba. Bu yazı tüm anne ve babalara gelsin…
Bu hayatta en önemli sorumluluk ne işte çalışmak, ne okula gitmek, ne de bize yüklenen normların sorumluluklarını taşımak… Her sorumluluk kendi ölçüsünde önemli ve buna dikkat edilmelidir. Fakat Anne ve Baba olmaktan daha büyük bir sorumluluk maalesef ki bulunmamakta. Bir canlıyı dünyaya getirmek, ona kendi ayaklarının üzerinde duracağı zamana kadar onu bilinçlendirmek ve hayata hazırlamak… Ne zorlu bir görev ama!

Gel gelelim teknoloji her geçen gün kendisi geliştirmekle meşgulken, bizler ise onun getirdikleri arasında kaybolup kendimizi adeta unutuyoruz. Elimizin altındaki her şeye kolayca ulaşıp, her şeyin kolayına kaçarak hayatımızı kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Sorumluluklardan adım adım uzaklaşıyoruz. Her şeye kolaylık getirirken, ebeveyn olurken de, bu kolaylığa kaçmaya çalışıyoruz. Bunu bulamayınca da, farklı bir kişiliğe bürünüyoruz. Kendimizi bilmiyoruz. Oradan oraya savruluyoruz….
Bilinç ve farkındalığı olan bireyler yetiştirin. Emek verin..
Son zamanlarda dillerden düşmeyen bir bilinçlenme ve farkındalık konuları alıp başını gitmekte. Sektör eksiği görmüş olacak ki, her şehirde farklı şekillerde eğitimler yapılmakta. Eğitimlerin önemli olması yanında eğitime gidemeyenler içinse kişi kendini gelişime açık tutarsa farkındalık için elinden geleni zaten yapacaktır. Okuyacak, artılarını ve eksilerini önüne koyacak, yargılamamayı öğrenecek ve en önemlisi dinleyecek. Bu farkındalığı kişi kendini ne kadar doğru tanırsa süreç daha hızlı bir şekilde işleyecek. Bilinçli bir nesil, farkındalığı yüksek bir nesil yetiştirilirse günümüzde gerçekleşen şiddet bitecek, saygı ve sevgi ortamı oluşacak, yaşanabilir bir hayat bizleri bekleyecek. Gel gelelim bunun temelinde ise anne ve babaların birlikte doğru karar alabilmeleri için ilk olarak kendilerini tanımaları ve bilinç seviyelerini de buna bağlı olarak geliştirmelidir. Okumalı, öğrenmeli, paylaşmalı, anlamalı, sevmeli, saymalı, karşıdaki kişinin duygu durumuna inmeli… Anne ve baba olmanın en önemli temel taşları. Buna ulaşamayan her anne baba, birbirlerini anlamama, depresif bir hayat, gerginliklerle geçen saatler, huzursuz sofralar, sevgiyle işlenmemiş çocukları da beraberinde getirir. Kendisini ifade edemeyen anne ve baba şiddete yönelim ile aile içi şiddeti doğurarak, çocuklara cehennemi yaşatırlar.
“Babasının ‘ders çalışmadığı’ için döverek öldürdüğü küçük…..”
Daha altı yaşında, ilkokul bire gidiyor. Hayata yeni yeni adım atmayı öğreniyor. Önündeki en büyük engel ise ne sınavları ne okulu ne de arkadaşları… Tek engel babasıydı. Onu anlamayan, duygu durumuna inemeyen, onu hissetmeyen, “ne oldu neyin var ?” demeyen babası vardı. Kendi gelişimini tamamlamayan, sevgi ile büyümeyen, farkındalığı olmayan bir babası vardı. Eksikti. İnsanlıktan çok uzaktı. Küçük yüreği “ders çalışmıyor” diye süpürgenin demiri ile döverek komaya sokmuştu. O yürek dayanamadı can verdi. Geriye ise pek iyi yıldızlarla dolu karnesi kaldı.
Eğer kendisi sevgi ortamında büyüseydi kendi çocuğunu yargılayıp, şiddet uygulamak yerine kucak açıp saatlerce sarılacaktı. Ne yazıktır ki, “kişisel gelişime önem verilmeyiş” minik bir bedenin bu dünyadan ayrılmasına sebep oldu.

Anne babalar, ilk önce kendinizi keşfedin. Hiçbir şey için geç değil! Kendinizi affedin ve sevgiyi hissedin. Kucak açın dünyaya, hiçbir şeyin kendiniz ve çocuklarınızdan daha kıymetli olduğunu unutmayın. Bırakın duygularınız konuşsun bunlar sizi kırılgan ve zayıf yapmaz. Aksine gerçek anne baba yapar. Bırakın -mış gibi hayatları, kendi hayatınıza bakın…
Güzel yüreklerin yaşamaları gereken bir hayat var. Onlar bu hayatı yaşamalı! Sizlerin kendi hesaplaşmanızın, gerginliklerinizin sonucu bu olmamalı. Bir yıldız daha göklerde olmamalı, o yeryüzünde güneş gibi parlamalı…
Sevgilerimle,
Beril.
instagram: berilirvana


Medium
Fotoğraf: Free-Photos Pixabay



H
er geçen gün kendimizi kaybediyoruz. Sahip olduğumuz değerlerimizi tek tek silip, izleri ile baş başa kalıyoruz. Yıkılıyoruz…”

Değişen dünyaya ayak uydurma çabamızdan mıdır bilinmez ama derine inilmeyen araştırmalar gibi sadece “-mış gibi “ görünmek uğruna kendimizi yok ediyoruz.


Teknoloji her an bizle olunca ister istemez, gündemi saniyesi saniyesine takip ediyorsun. Haliyle her yeni dakika bir haberle karşılaşıp, için burkuluyor, bazı şeyleri sorgulamaya başlıyorsun. Bunlardan en çok konuşulanı ağızlarda sakız olan siyasi haberleri değilde biraz daha öz’e inerek kendimiz hakkında biraz yazmak istiyorum.
Dış dünya ile iletişime girdiğimiz her andan itibaren gelişen ve şekillenen karakterimiz yirmili yaşlarda oturup, geleceğimize yön verip kendimizce sağlıklı kararlar almamız gerekirken her yeni haber ile karakterimizin bozuk para gibi nasıl bozulduğunu görüyoruz. İster istemez insan bu durumun aile kaynaklı mı yoksa birey kaynaklı mı olduğunu sorgularken, asıl gözden kaçırılan nokta ve kanayan yaramız “Değerlerimiz” olduğunu görmeye başlıyor belli bir noktadan sonra… Her haberin her olayın ortak noktası sır perdesi gibi saklansa da “Değerlerimiz” bangır bangır bağırarak, burada olduğunu ona yönelip, problemi kökünden çözmemiz gerektiğiniz bize söylüyor aslında. Biraz daha olayın içine girersek, hayvanlara yapılan zulümler, yaşlılara karşı davranışların ahlaksızlığı, kadınlarımızın yaşama haklarının ellerinden “keyfi olarak” alınması, çocuklara yapılan istismarlar, gelip geçici ilişkiler, yüzeysel kurulan arkadaşlıklar, tadı ve derinliği olmayan muhabbetler, bilen ve araştıranın “inek” ya da “ezberci” olarak yaftalanıp, emek vermeyenin “baş üstü” yapılması, dedikonun had safhaya ulaşması, insana tanınan hakkın kadın yada erkek, yaşlı yada genç demeden ellerinden alınması… vb gibi şeylerin ortak noktası şimdi daha iyi görebildiniz mi?
Her geçen gün kendimizi kaybediyoruz. Sahip olduğumuz değerlerimizi tek tek silip, izleri ile baş başa kalıyoruz. Yıkılıyoruz. Susuyoruz. Kendimizle yüzleşmiyoruz. Kendimizi tanımak, “ben böyleyim” diyememekten korkuyoruz.. Saygımızı, sevgimizi içimizde öldürüyoruz. Kinimizi, nefretimizi besleyip canavarlaştırıyoruz. Bunu toplum içinde ise gönül rahatlığı ile gerçekleştiriyoruz. Utanmıyoruz. Ahlaksızlığa ahlak, yalana doğru diyoruz. Kibarlığa özgüvensizlik, özgüvene ukalalık diyoruz. Yozlaşıyoruz. ‘-mış gibi’ görünmek uğruna çift kişi yaşıyoruz. Tek olamıyoruz.. Bu satıra kadar okumuşsanız, demeyin lütfen bana “toplumda değer kalmadı ki insan ondan dolayı böyle” diye. Hayır efendim hiçte öyle değil. Biz değil miydik toplumun aynası, toplumu zaten bireyler oluşturmuyor muydu? Biz kendimizi, kendi sahip olduğumuz değerlerimizi kaybettikten sonra toplum bize ne yansıtabilir ki…
Medium Hesabım için Tıklayınız.


Şirince Köyü
"Kıyamet kopacak, yer yerinden oynayacak tek kalacak..." diye söyleye söyleye 2012 yılını büyük bir merakla bitirmiştik. Ne kıyamet koptu, ne yer yerinden oynadı. Olan yine esnafa oldu. Yüzler güldü, şöyle derinden bir “oh” çekildi. Gidenlerin ise memnun kalmayı bırakın, aşık olarak döndüğü her seferinde bir fırsat bulup kafayı dinlemek isteyenlerin “kaçamak tatil yeri” olan Şirince’den an itibari ile dönmüş bulunmaktayım. Hazır her şeyi tam hatırlıyor iken sizlere detaylı olarak aktarmak istedim. Aldım elime kağıdı kalemi tuttum notların hepsini, bakalım sizler için nasıl bir yer olacak Şirince..
Bundan uzun yıllar önce gitmiş ve hafızamda Şirince’ye dair bir şey hatırlamamış iken tekrar Şirince turu yapmanın fırsatını bilip yola çıktık. Nede olsa İzmir’de oturduğumuz için günü birlik bir tur olur detaylıca gezer geliriz mantığı ile hareket ettik. Sonra gittikten sonra gördük ki, meğersem sadece Şirince için 1 gün ayrılmalıymış. Daha bunun Selçuk’u, Kalesi, Efes’i, Matematik Köyü gibi yerleri de var ki, onlara hiç zamanımız yetmedi. İkinci gezileri ise Efes-Selçuk üzerine yapmayı planlıyoruz. Onları da detaylıca yazacağım bloğumda.
Genel olarak büyük beklentilerle çıktık yola, etrafımızda o kadar çok kişi övdü ki dedik herhalde çok geç kalmışız gidip görmeye… Ayarladık takvimimizi, seçtik güneşli güzel bir cumartesiyi koyulduk yola.


            Şirince Köyü, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı olup, Selçuk’a 8 km, Efes Antik Kente 12 km ve Kuşadası’na ise 30 km uzaklıkta bulunan bir yerleşim yeridir. Zeytin ağaçları arasında yamaca kurulmuş olan bu köyün dillere dolanan bir geçmişi bulunmakta. Bu yüzden bugünde hala özelliğini korumakta:
Orta Amerika Ülkesi olan Gutemala’da bulunan Maya Takvimi, Mayalar’ın geleceğe dair kehanetlerini de beraberinde getirmiştir. Milattan Önce yaşayan Mayalar’a göre Marduk Gezegeni, 21 Aralık 2012’de dünyaya çarparak kıyamete yol açacak ve bu kıyamette dünyada sadece iki yer ayakta kalabilecekti. Bunlardan biri Şirince diğeri ise Fransa’nın güneyindeki Bugarach Köyü etkilenmeyecekti. Hatta Şirince Köyü’nün kurulu olduğu Maden Dağı’nda Nuh Tufanı’nda bu tepeye oturan gemi 21 Aralık’ta tekrar oturacak ve bu gemiye binenler kurtulacaktı. Bunu duyan birçok isim ise Şirince’ye akın etmişti.” Bunun üzerine bu köyün popülerliği artmıştı. Asıl geçmişine bakarsak:
Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. 19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923'te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini'nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala'nın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağcılık, şarap üretimi ve zeytinciliğiğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanısıra, şeftali, incir, elma, ceviz yetiştirilir. 1950'li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700'e kadar düşen köy nüfusu, 1990'lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir. Kaynak tıktık.



Şirince’ye İzmir’de iseniz gitmek çok kolay. Hele ki İzban denilen güzellik yok mu sizi taa Selçuk’a kadar götürmekte. Bu yüzden o turlara yüklü miktarlar ödemek zorunluluğunda kalmıyorsunuz.
🚄 İzban İle Ulaşım: İlk olarak Tepeköy İzban’ına binin. Tepeköy durağında inin. Burada önünüze iki seçenek çıkacak. Ya hemen yanınızda duran Denizli trenine bineceksiniz (Öğrenci 4.5 tl, tam 6tl) ya da İzban’a bineceksiniz. İzban’da 90 dakika avantajı olduğu için aktarma özelliğini kullanarak Selçuk için gelen İzban’a binebilirsiniz. Ardından Selçuk’ta inip, bir dakikalık yürünecek mesafede garaja yürüyerek dolmuşa binebilirsiniz. Selçuk-Şirince arası 4 tl.
İzban+Tren+Dolmuş toplam mesafe = 10.50 tl
İzban+Aktarma İzban+Dolmuş toplam mesafe = 7.76 tl
Not: Biz cumartesi günü gittiğimiz için saatleri çok sıkıntılıydı. 2 saatte bir ulaşım vardı. Siz siz olun gitmeden önce izban.com’dan lütfen saatlere bakarak ayarlama yapın. Oraya gittiğiniz de bizim gibi madur olmayın.
🚌Terminalden Ulaşım: İZOTAŞ’a geldikten sonra burada bulunan dolmuşlara binerek (10 tl) ulaşımınızı sağlayabilir.
🚗 Özel Araç ile Ulaşım: İzmir-Aydın otoyolundan ilerleyip, Selçuk-Efes kavşağından döndükten sonra Şirince için tabelaları takip etmeniz yeterli.


Konaklamalı olarak gitmediğimiz için sizlere önerim sadece butik otellerden oluştuğunu ve Trip Advisor’a hepsinin üye olduğunu söylemeliyim. Trip Advisor kullanarak seçiminizi kolaylıkla yapabilirsiniz. Tıktık.
Gidenlerin birçoğunun gidip memnun kaldığı: Kırkınca Hotel ve Terras Evler Şirince’ye bakabilirsiniz.

   1. Şirince Çarşısı     

Şirince Köyü

            Her yanı bin bir çeşit süs eşyaları ile dolu olan, aynı zamanda dondurmacıları ile sokağa can veren çarşı… Çarşının her yanından ayrılan sokaklar başka tarihi yerlere açılmakta. Ufak bir not çarşı içinde satılan süs eşyalarının satıldığı birçok mekan maalesef ki, pazarlama konusunda kendi halkını da tanımamakta. Fiyatlar turistik kasabaya göre fiyatlandırılmış. Fakat, şarapların su gibi içilip adım başı tadım yapıldığını, mis gibi sabunların koktuğu, közde kahvenin kendine aşık ettiği doğrudur.

   2. Sokaklarında Kaybolun   

Şirince Köyü
            Her ne kadar kaybolmaya müsait olmasa da, her sokağın farklı bir sokağa bağlandığı bu köyde farkında olmadan kendinizi birinin sofrasında ya da kümeste ya da mahzende bulabiliyorsunuz. Arnavut kaldırımlarında, mis gibi kokuların burnunuza gelerek, sessizlik içerisinde sokakları dilediğince turlayın. Sokağın ortasına bir yerden kedi atlayıp diğer taraftan koşuşturan tavuk görebilirsiniz. Yürürken dikkat etmekte fayda var. J

   3. Mahzenlere İnin   

Şirince Köyü
Şarap Tadımı
            “Her bir kapının ardından açılan bir mahzen kapısı vardır. “ demişti giden bir arkadaşımız. Her ne kadar inanmasak da, gidince gördük ki gerçekten doğruymuş. Mahzenlerin tasarımlarına ise hayran kaldık. Şaraplarına ise ayrı bir bayıldık. Tadımlıklarla, birçok şarabı deneyebilir, zevkinize göre mahzende kadeh sipariş edebilir ya da satın alabilirsiniz. Şarap fiyatları 30-40 lira arası değişmekte.

   4. Yenilenmiş St. Demetrius Kilisesi’ni Ziyaret Edin   

Şirince Köyü
            Köyde kuzeye çıktığınızda manzarası ile sizi mest edecek, soluklanabileceğiniz ve yeni restore edilmiş St. Demetrius Kilisesi görülmesi gerekenlerden. Mimarı yapısına bakıldığında 200-250 yıl önce yapıldığı belirlenmiş. Kalem işi, alçı süslemeleri, ikonastasis işlendiğinde tamamen Rum Ortodoks Kilisesi özelliğinin görüldüğü tespit edilmiş. Aynı zamand mübadele döneminde buraya yerleşenlerin burayı cami olarak kullanıldığı kayıtlara geçilmiş.

   5. Odun Ateşinde Pişen, Semaverden Çaylarını Yudumlayın   

Şirince Köyü
            Eğer turda azda olsa yorgunluk hissediyorsanız, St. Demetrius Kilisesi’nden çıktıktan sonra ön tarafta manzaraya karşı odun ateşinde pişen çayınızı yudumlamayarak yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

   6. Vaftizci Yahya kilisesi: St. John The Baptist Kilisesi’nde Dilek Dileyin   

Şirince Köyü

            Yapısına bakıldığı zaman bir bahçe içerisinde etrafında, kilise, okul, şarap mahzeni ve papazın evinin bulunduğu bu alan mutlaka görülmesi gereken yerlerden… Burasının önemli bir konuma sahip olması ve gelen turistlerin muhakkak uğramasının sebebi ise St. John bazı Hristiyan mezheplerine göre en az Hz. İsa kadar değerli ve yüce olarak kabul edilirmiş. Bu yüzden evin konumu, etrafında okul olması, köyü tepeden görecek şekilde yerleşimi yapılmış. Zamanın getirdiği koşullara dayanamayan yapı, günümüzde tekrardan restore edilerek sergilenmekte…

   7. Kumda Kahve ile Keyfe Doyun   

Şirince Köyü

            Közde kahvenin tadı burada bir başka! Mis gibi kokusu kapalı çarşı içerisinde sizi kendinize çekerek, o kadar yol kat ettiğiniz için yorgunluğunuzu size dile getirmenin bir başka yolu aslında. Sevdikleriniz ile keyifli bir an için önerilenlerden. Fiyatı 7-8 lira arasında değişmekte.

   8. Gözlemeleri ile Açlığınızı Bastırın   

Şirince Köyü
Fotoğraf Trip Advisor'dan
            Şirince’ye gelince ne yesem derdiniz olmasın. Ablalarımızın elleriyle açtıkları o mis kokulu gözlemelerin tadına doyamayacaksınız. Manzara eşliğinde ister kahvaltı yanına, isterseniz ara atıştırmalık olarak alarak gözlemelerle açlığınızı bastırabilirsiniz.

   9. Şirince’ye Has Karadut Şurubu/ Suyu   

            Her ne kadar bazı yerlerde şurup olarak, bazı yerlerde de karadut suyu olarak satılsa da ayaküstü bir vitamin depolamak için bulunmaz bir fırsat. Giderseniz sizi yoldan çeviren bu güzel esnaftan tadımını yapabilirsiniz.



            Her ne kadar yukarı da anlatsam da gittiğim ve önerdiğim birkaç yer olacak sizlere:
Üzüm Cafe & Restaurant: Kendi markaları olan ev yapımı şarabı Lamin kesinlikle denenmesi gerekenlerden. Karadut şarapları ayrı güzel… Şarabınızın yanına eşlik etmesi için çikolatalı ıslak kek dondurma ile birlikte mükemmel bir uyum sağlamakta.
Meyve Şarabı: 15 tl
Lamin Şarabı: 28 tl
Çikolatalı Dondurmalı kek: 15 tl
Fındık Cafe: Şöminesi başında közde Türk Kahvesi. Yanında ise Mürver şerbeti ile..
Közde Türk Kahvesi: 8 tl
Zeytin Cafe & Restaurant: Karadut şerbeti ile gözlemeleri ile gönüllere taht kurmuş bir yer Zeytin. Eğer serpme kahvaltı seveniniz varsa, ilk durağınız burası olsun!


            Sadece bir gün Şirince’ye ayrılıp, tadı çıkarılması gerekiyormuş. Bundan sonra ki gidişimiz çevre alanı turlama olacak. Eğer özel arabanız ile yola çıkıyor ve zamanı güzel ayarlamışsanız; Meryem Ana’ya ve Efes Antik Kente’de gidebilirsiniz. Fakat yine de sıkıştırmamanızı öneririm.
Genel olarak sakinliği bir gün bile olsa şehirden kaçmak isteyenler için ideal olacak, bir yer Şirince Köyü.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere! Kendinize iyi bakın. Sevgilerimle, B.


       
1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
Giriş Hol

Adım atığınız andan itibaren farklı bir dünyaya giriş yapıp büyülendiğinizi düşünün. Arkadan gelen hafif bir müzik sizi başka bir dünyanın içine alırken, kendinizi gerçekten hayattan tamamen koparmaya başladığınız… İşte ben bunu kitaplarda yaşarken, gerçek hayatta yaşar mıyım diye kendime sorarken 2 yıldır hazırlıkları tamamlanan Arkas 1001 Gece Masalları Sergisi önüme bir nimet gibi geldi. Uzun zamandır içine girdiğim ve kaybolduğum bir sergi görmemiştim. Kendimi içine attığım andan itibaren, gerçeklikle bağımı koparıp tamamen masallar diyarına gitmenin verdiği tadı başka hiçbir şey vermedi.
            Eylül ayı itibari ile kapılarını bizlere açan ve bu sergi için 2 yıldır büyük emek ve çaba kaydeden Arkas Sanat Galeri, bizleri masallar diyarına götürmenin en ufak detayına kadar inip ince eleyip sık dokumuşlar. Daha önce Arkas Sanat Galerisi hakkında şu yazımda sizlere anlatmıştım. O yüzden detay vermek istemiyorum. Daha çok ağırlığı sergiye vermek istediğimden…

1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
İlk 1001 Gece Masalları Örnekleri

          Bundan bin yıl önce, Fars’ta gücü kudreti ve namı her yere yayılan Sultanın çok sevdiği aşık olduğu eşi kendisini aldatınca tüm kadınlara düşman olur. Hepsini tek tek bulup, intikam almak ister. Bir nevi hepsini öldürtmek ister. Fars içinde sırayla kadınlar Sultanın koynuna girer ve gün yüzü göremeden sabahına öldürtülür. Bir gün Şehrazat adı altında bir kadın çıkar karşısına. Bu kadın güzel olduğu kadar, tatlı dilli ve zeki bir kadındır. Ülkesindeki kadınları hem korumak ister hem de bu işi Sultana çaktırmadan, canından olmadan halletmek ister. İlk geceden itibaren masal anlatmaya başlar ve sabaha doğru bu masalı yarıda bırakarak diğer günün akşamında devam edeceğini söyler. Şehrazat günden güne masalları anlata anlata Sultanı kendine bağlar ve aşık eder. Sultan artık her akşam, masalları iple çeker ve gözü Şehrazat’tan başka bir şey görmez olmuş. Şehrazat ise bu durumu anlayınca her masalda o günü, durumu eleştirmek için bir nevi masalı aracı olarak kullanarak 1001 gece sonunda Sultan kadınlardan intikam almayı unutmuş. İdam kararlarını ortadan kaldırır olup, ülkesindeki kadınları ölümden korumuş… “
 
 
Hikayemiz ise buradan başlamakta, genel olarak 1001 Gece Masallarına baktığımızda her masal birbirinin devamı olarak gelirken aynı zamanda, masallardaki hicivler, öğretiler ise oldukça fazla. Yani her ne kadar çocuk masalı olarak adlandırılsa da, binlerce yıldır öğreticiliği ile tüm Doğu’nun vazgeçilmezi olmuştur.
1001 Gece Masalları Arap, Mısır, Rum, Türk, Hint gibi etnik kökenlere sahip olması ile birçok sanat eserine de ilham kaynağı olmuş günümüze de ulaşmıştır. Hala da birçok sanatçının ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
Kemik ve derilerden -hayvandan- yapılmış müzik aletleri

Benim dikkatimi çeken bir diğer konu ise 1001 Gece Masallarının bitmediği uzun yıllar boyunca okunduğu belli bir yerden sonra unutulmaya başlandığı söylentisi. Gerçi bir nevi doğru ama hiç mi bitiren yok sorusu da gündemimde 
😇
Resmen uzun zamandır bunu bekliyor gibi içimi dökmüşüm. Hemen sizi sergi ile baş başa bırakıyorum 😇
        
1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
Sahte Bahçe

            Bakmaya doyamadığım oda. Normalde gelen olarak Arkas’ın binasına adımınızı attığınız andan itibaren yerden tavanlara kadar her yer mavi-lacivert boyanırken, bu odanın sahte bahçe özelliğinin olmasının neticesiyle adeta sahte cennete dönüştürülmüş. Kendinizi sahte cennette hissedeceksiniz!
Sergi: 1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
İkinci Kata Giriş Hol
            İlk katı gezdikten sonra, ikinci kata çıkarken karşılaşacağınız manzara her ne kadar sizi korkutsa da ince detaylar o dönemi tam yansıtır olmuş. Adeta çarıkları incelerken büyüleneceksiniz. Hatta şunu da paylaşayım: “ Zamanında asil ve soylu olanlar, güçlerini ve kudretlerini göstermek adına çarıklarının ucunun uzunluğu ve kıvrıklığının fazla olmasına özen gösterirlermiş. Kendilerinin kanıtlanmasında önemli rol oynamaktaymış.” Bu yüzden çarıkların ucu bu kadar sivri ve uzunken aynı zamanda kıvrık ve gösterişliymiş.

Sergi: 1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
Müzikal Kostümleri

             Kostümler ise Fransa’dan getirtilmiş. Kasıp kavuran müzikalden sonra, oyuncuların kıyafetlerini sergilemek üzere Türkiye’ye getirmişler. Detay işlemeleri, heybetleri, ışıl ışıl olmaları her birinin bir farklı etnik kökene sahip olması asıl büyüleyen başka bir detay adeta…

Sergi: 1001 Gece Masalları Arkas Sanat Galerisi
Müzikal Kostümleri

 İşte 1001 Gece Masalları Sergilerinden bazı parçalarla size biraz ön gösterim yapmak istedim. Daha detaylı birçok fotoğraf çektim fakat o kadar emek verip bize sergilerlerken onları burada yayınlamak ne kadar etik olur bilemediğim için yayınlamak istemedim. Gidebilecek olanlar için Pazartesi günleri hariç haftada her gün saat 18:00 ‘ a kadar açık sergi. Hatta bazı günler topluca katılabilirseniz, ücretsiz rehber eşliğinde de gezebilirsiniz. Sergi 31 Aralığa kadar açık olacak diye biliyorum. Eğer fırsatınız varsa kaçırmayın derim. Aynı zamanda serginin ücretsiz olmasını da vurgulamak istiyorum. Herkes bilsin herkes faydalansın. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sevgilerimle, B.

Arkas İletişim için:
1380 Sokak No:1 Alsancak, İzmir
+ 90 (232) 464 66 00
+ 90 (232) 464 60 06
    

Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü


Kitaplar bizlere insanoğlu tarafından verilen en güzel hediye. Düşünsenize bazen bir kitap okuyorsunuz dünyanız değişiyor. Farklı düşünmeye başlıyor, kendinizi sorguluyor, bambaşka biri oluyorsunuz yeri geldiğinde. Bundan daha güzel ne olabilir ki, şu kısacık hayatımızda sayılı sayılı tatlardan başka?           
Yazın kendimle bir yarışa girmiştim hatırlarsanız… Kendimle yarıştım demiştim hatta. Orada bir kitaptan bahsetmiştim sizlere Yüzleşme diye… İşte bugün o kitabın en derinlerine indiğimiz, Fırat DEVECİOĞLU’nun İzmir’de ilk imza & söyleşisine konuk olacağız.
Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü
LinkedIn kullananlar bilirler, profesyoneller hep bir kitap okuma ve bunu LinkedIn üzerinden de paylaşma heveslisidirler. Gerçekten okuyanlara saygım ve sevgim sonsuz asla lafım olmadı olamazda. Fakat bunu sosyal medya mecrasında “like” uğruna kullanmayan da yok.. Neyse konudan uzaklaşmadan geri dönersem, bir gün yine gezinirken akışa Yüzleşme adlı kitabı görünce, mavi rengin de hastası olduğum için ufak çapta araştırma yapıp hemen sipariş verdim. Gerçekten klişe kişisel gelişim kitapları gibi miydi, yoksa hiciv dolu bir kitap mıydı git-gellerim oldu. Kitaba ulaştıktan sonra, okumaya başlamamla her sayfasında bir diğer gerçekle karşılaştım. Bir nevi bu kitap: Gerçek hayatta bazı durumları görüp, bunu kendine söyleyemeyen, yeni mezunların hayallerinin nasıl oynanıldığını, klişe sözlerle gerçeklerin arkasına nasıl saklanıldığını bizlere aktarmış. Bir nevi olan olayları gerçeklikle yüzümüze vurarak akarmış. Her bölüm bitiminde “Evet, kahretsin ki bu böyle” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü

Aynı zamanda bence hayata yeni atılacak arkadaşların özellikle alıp okumasını ve şu cümleler üzerine düşünmelerini rica ediyorum.
"Hedeflediği kazanımlar uğruna, kendinden vazgeçenlerle dolu sokaklar."
Son zamanlarda girdiğim topluluklarda belki de birebir karşılaştığım durumdur. Kendini daha tanımadan hayata atılanların, klişe hedefleri kendisine amaç edinip, o yol da o amaç uğruna kendinden ödün vererek ilerleyenler ile karşılaştıkça aklıma gelen cümledir kendisi. Düşünelim..
"Kendisinden beklenen rolü oynayan insanın yazgısında mutluluk yoktur."
Bir diğeri ise son zamanlarda etkisini arkadaşımda canlı canlı yaşadığım bir durumdur. Kendi hayallerinden vazgeçip, ondan bekleneni yapması için çabalarken depresyona düşüp çırpındıkça daha da dibe batması…
Bu iki cümle bile üzerinde saatlerce konuşabilecekken, bunları açık yüreklilikle yazmış Fırat DEVECİOĞLU. Kitabı bitirdikten sonra, benim gibi faydalanıp farkındalık kazanmalarını, birçok kişi ulaşmayı istediğim için Fırat DEVECİOĞLU ile iletişime geçip İzmir’e davet ettim.
Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü
Kendisini bir o kadar zor ama aynı zamanda güvenle ikna etmiş olacağım ki, Temmuz 2018 ayından itibaren düzenli iş çalışmalarımız ile harika bir iş birliği olmuş oldu. Gönüllü olarak ilk defa üniversiteden bağımsız bir söyleşi ve imza günü organize etmiştim. En ufak detayına kadar ilgilenip, büyük bir tecrübe sahibi olmuştum. Bu sırada arkadaşımın da bazı konularda yardımını alarak sorunsuz bir organizasyon sağlamış olduk. Bu sırada en büyük destekçimiz, hevesimizi daha da arşa çıkaran PAN Kitabevini ayarlayarak, söyleşi ve imza gününü iple çekmeye başladık.
13 Ekim 2018 Cumartesi günü büyük günde Fırat DEVECİOĞLU’nun gelmesi ile hazırlıklarımız tamamlanmış ve 40’tan fazla konuk söyleşimize katılırken, güzel ve heyecanlı bir kitle ise imzaya geldiler. Genel katılım üniversite öğrencileri olması ile söyleşinin tadı bir başka oldu. Beyin fırtınası yapıldı. Birlikte farkındalık kazanıldı. Konular, fikirler paylaşılırken farklı konularda bilgi sahibi olundu.
Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü

Özellikle, söyleşide Fırat DEVECİOĞLU’nun gençlerin durmadan üretmelerini, yeni fikirlerin peşinden koşmalarını, hayallerini yaşamalarını sizi bunlardan vazgeçirmeye çalışan “kırsala yerleşin” mantığından sıyrılmanız gerektiğinin üstüne basarak vurguladı. Söyleşi sonrası ise kitleden oldukça memnun kaldığını vurgulaması ise büyük bir mutluluktu benim için…
Fırat DEVECİOĞLU Yüzleşme Kitabı ile İzmir'de İlk Söyleşi ve İmza Günü
Güzel ve hayatımda unutamayacağım bir gün oldu benim için. Bir tecrübe daha edinmiş oldum.  Hemde İzmir'deki ilk Söyleşi ve İmza gününü düzenlemenin gururunu yaşadım. Güzel dostlar edindiğimi bir kez daha fark ettim. Yeni bir ailem daha oldu.
Bu süre zarfında bana güvenen ve desek veren Sayın Fırat DEVECİOĞLU başta olmak üzere, arkadaşım ve PAN Kitabevine çok teşekkür ederim. Sizlerle tekrar bir araya gelmeyi çok isterim..
Yazımı beğendiyseniz yorum yapmayı unutmayın! Benden size bir soru: “Fırat DEVECİOĞLU” ile bir röportaj yapayım mı? İster misiniz?” yorumlarınızı bekliyor olacağım. Kendinize iyi bakın. Sevgilerimle, B.
Fırat DEVECİOĞLU'na ulaşmak için instagram adresi tıktık
Pan Kitabevine ulaşmak için instagram adresi tıktık
Pan Kitabevi Adres:
facebook
 instagram

Kahve Festivali, İzmir Arena
İzmir Coffee Festival İnternet Sitesinden Alınmıştır.


                Herkese merhaba! Bugün hazır Pazar günü evde oturmuşken biraz gezip gördüğüm, yeni keşfettiğim yerleri sizlere aktarayım istedim. Aldım bilgisayarımı geçtim evimin en rahat köşesine… Evet şimdi hazırım yazmaya.
Her geçen gün kahve furyası katlanarak giderken, kendimizi adeta kahve masterları olarak adlandırmamıza az kaldığı şu günlerde İzmir’in vazgeçilmez festivallerinden biri olan “Kahve Festivali”ne blogger olarak bende davetliydim. 3.sü düzenlenen bu festivalde, tahminlerimin çok ötesinde hem eğlenceli hem de tecrübeli bir zaman geçirmemi sağlayarak geleneksel festivallerden daha farklı bir yönünü ortaya çıkararak bende dahil olmak üzere gelenler için güzel bir 3 gün oldu.
                İzmir Coffee Festival’den biraz bahsedersek, İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinden gelen kahvecilerin standlar açıp, her standda gelenlere kahvelerin özelliklerini, niteliklerini anlatarak keşfedilmesini sağlamak amacıyla bilgi verip; görsel şölen ile deneyimlemesinden oluşmakta. Bunu takiben tadımlar, kahvelerin niteliklerine göre atıştırmalıklar da bulunmakta. Sadece İzmir Coffee Festival Kahveler den ve tadımlardan mı oluşmakta? –Tabi ki cevabım hayır. Burada kahve-sanat birleşerek; sergileri gezerek aynı zamanda konser alanına giderek kahvenizi yudumlarken müziğin eşliğinde ruhunuzu da dinlendirebilirsiniz.
Kahve Festivali, İzmir Arena
SoulMate Coffee

               
Ben bu sene Kahve Festivaline ilk gün katılma imkanına sahip oldum. İlk gün olmasına rağmen ne kadar canlı olabilir dedim ve bir o kadar yanıldım. Hatta size bir ipucu, bu tarz festivallere giderseniz tadını doyasıya çıkarmak için ilk gün yani hafta içi gitmenizi öneririm. Sakin bir kalabalık, rahat rahat gezme ve gözlemleme, tadını alabileceğiniz tadımlar, doyasıya bilgi alabileceğiniz yorulmadan bilgi aktarımı verecek stand görevlileri, yorulursanız da dinlenebileceğiniz birçok yer bulunması gibi avantajlarınız olacaktır. Benden size söylemesi…
Kahve Festivali, İzmir Arena
Skoda'nın Konser Alanına Getirdiği Bilekliklerden
12 Ekim Cuma günü İzmir Arena’da gerçekleşen İzmir Coffee Festival, saat 12’de kapıların bizlere açtı. Öğlen katılım göstermem ile doyasıya eğlendiğim festivali gelin birlikte inceleyelim:
                İzmir Arena’nın iç ve dış mekan olmak üzere ikiye ayrılan bölümlerinde; iç mekanı tamamen tadımlara ayrılan bir bölüm olarak ayırırlarken, üst katında sergi alanı bulunmakta. Dışarıda ise 5 bölümde; konser alanı, alım yapabileceğiniz stantlar, yemek yerleri, çocuklar için oyun alanı ve şezlonglarda dinlenme kısmı olarak ayrılmış. Yani ailedeki her birey için detaylıca düşünülmüş yerler bulunmaktaydı. Kapalı alanda içeride birçok markanın kahvelerini denerken –Baristocrat, Starbucks, Cup N Cake, Cern Coffee, Boost Coffee başta olmak üzere- içlerinden bir markanın kahvesini oldukça beğenip Latte Art’ın nasıl yapıldığını anlatmasını rica ettim. Açıkçası uzun zamandır bu kadar detaylı bir bilgi almamıştım. Üstüne bir de deneme imkanına sahip oldum! Samimi baristaları, tarzlarına hayran kaldığımız fakat, İzmir’de olmadığını öğrendiğimiz de ise yıkıldığımız bir 3.nesil kahveciden bahsetmek istiyorum size: CERN COFFEE
Kahve Festivali, İzmir Arena
Cern Coffee
Daha önce “İzmir'de Gidilecek Nitelikli 3. NesilKahveciler / Latte Sanatı” adlı yazımda size İzmir içerisindeki sayılı kahvecilerden bahsetmiştim. Eğer İzmir’e gelirlerse –ki size ufak bir sürpriz, duyduğuma göre gelecekler 😍- iyi latte yapanlara +1 olarak katılacaklar arasında. Cern Coffee, gün içerisinde bizle ilgilenip, deneyimlerinizi aktardığınız için çok teşekkürler!
Kahve Festivali, İzmir Arena
Cern Coffee
İç mekan da stantlarda bilgi aktarımı ve tadımlardan sonra sergi alanına geçerek kahveden yapılan tablolar ise mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden.
Dışarıya çıktığımız da ise, 8 kilogram kahve ile yapılan koca kazanda Türk Kahvesi’ni yapmaya başlamışlardı. Türk Kahvesi delisi olan ben kendimi onun içine atmamak için zor durdum 😍
Festival alanında belli bir saatten sonra usta şeflerin eğitimleri ile birlikte, belirli saatlerde söyleşi alanı ve workshop alanlarını da ziyaret ettik. Eğer daha önce kayıt yaptırmadıysanız, sonradan katılımda bulunamıyorsunuz. 
Yine alanı takip ettiğiniz de bizim en sevdiğimiz, standında çok eğlendiğimiz ve ilk defa denediğimiz kokteylleri ile Coca-Cola Mix, bu senenin en iyisiydi açık ara. Gelenlerin dış saha da odak noktasıydı diyebiliriz. Kendileri ile Sour Berry, Fresh Mix başta olmak üzere kokteyllerini deneyimledik. Favorim hala Sour Berry😍
Kahve Festivali, İzmir Arena
#cocacolamix
Akşamına konserlerin yer alması ile kafa dağıtıp haftasonuna geçişi güzel yaptığımız bir gün oldu bizim için. Genel olarak eğleneceğiniz, kafayı dağıtacağınız, sahil kenarında dinleneceğiniz bir festival olmuş. Tek olumsuz yanı yemek bölümünde Pub Locale’in pizzalarına önem vermeden, sürümden kazanacağım derken özenmeden yapmış olmalarıydı. Onun dışında bir aksaklık ya da eğlenemediğimiz bir durumla karşılaşmadık. Hatta şuan olsa atlar tekrar kalkar giderim. Emeği geçenlere teşekkürler 💖💘💝
Gidenler var mı? Sizin festivaliniz nasıldı? Yorumlarda paylaşmayı unutmayın! Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sevgilerimle, B.💟
benirva, facebook      benirva, instagram

TEDxİzmir Gönüllü Çalışma

                Aylarımı, günlerimi, haftalarımı bunun için kapadığım, sanki seçileceğimi hissetmiş gibi o güne özel hassas oluşumla herkesi şaşırttığım ama seçilmemle rüya gibi bir haftasonu geçirdiğim TEDxİzmir Deneyimim sizlerle!
Özellikle bu yazıyı uzun ve detaylı tutmak istedim. Sosyal medya üzerinden yayınladığım fotoğraflarla arka planı merak edip, nasıl seçildiğim ile ilgili sorular alınca bu yazının hakkını vermek istedim kısacası. Aynı zamanda TEDx’e katılmak isteyen ve onların neleri beklediğini kestiremeyenlere de bir fikir olur diye düşünüyorum.

--TEDx Nedir?--

                İlk olarak “TEDx” nedir biraz bundan bahsetmek istiyorum. “Paylaşmaya Değer Fikirler” anIayışıyla, kişiler ve organizasyonların TED(Technology,Entertainment,Design) benzeri kendi yerel etkinliklerini yapabilmeleri için TEDx'i yaratmıştır. TEDx ismindeki “x” bağımsız organize edilen TED etkinlikleri anlamına gelmektedir. TEDxİzmir ise Türkiye'nin ve İzmir'in en büyük fikir paylaşma ve keşfetme platformlarından biridir. Yani organizatörler tarafından belirlenen, konulara uygun paylaşmaya değer fikirleri olanları tek çatı altında toplamaktadır. Bu etkinlikler ise TED lisanslı yapılmaktadır.

--Neden TEDxİzmir'e Katılıyorum?--

                Benim bu organizasyona katılma fikrim nereden geldi sorusuna yanıtım ise youtube üzerinden sıkı bir TED Talks izleyicisiyim. Bir gün Aret VARTANYAN’ın TEDx konuşmasına denk gelmemle, hem farkındalık kazanıp hayatım değişti hem de “bu organizasyonda bende olmalıyım.” Dedim. Daha önce İzmir’de düzenlenen TEDxAlsancak’a sağlık sebeplerinden dolayı katılamadığım içinde içimde uhde kalınca bu sefer kaçırmak falan olmaz hemen gitmem lazım diyerek kendimi organizasyon içinde buldum. Aynı zamanda organizasyonu düzenleyen ya da düzenlenen organizasyonda takımın bir parçası olabilmek aynı heyecanı yaşamak paha biçilemez bir duygu. Gönüllü çalıştığın için para söz konusu olmasa bile kazandığın şeyler sana ömür boyu eşlik etmesi ise para ile karşılaştırılamaz güzellikte.
Beni TEDxİzmir’e çeken bir başka konu ise sosyal medyalarını oldukça aktif kullanmaları ve ne yazarsanız yazın size geri dönüş yapmaları. Herhalde son zamanlarda sosyal medya hayatımıza girip bizle bütünleşince, insan ister istemez önem vermeye başlıyor. Sorduğum her soruya cevap verdiğiniz için tekrardan teşekkürler!

--TEDxİzmir'e Nasıl Katıldım?--

Nasıl katıldığıma gelirsek de: Organizasyonu instagram üzerinden fark etmemle, “gönüllü ekip arkadaşları arıyoruz.” Diye çağrı yapmalarından itibaren düzenli olarak sayfayı takip ettim. -Her organizasyonun işleyişi farklıdır ama benzer noktalar çok daha fazla olacağı için aynı yoldan gidilmiş gibi olacaktır.- Eğer sizde katılmayı düşünüyorsanız bu aşamaya kadar bundan sonrasını daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim. Eş zamanlı olarak internet sitelerine abone olmayı ve düzenli olarak internet sitelerini takip etmenizde önemli.

--TEDxİzmir'e Katılma Sürecim--

Belirli bir zamandan sonra ilk kayıt formlarını paylaşmaktalar. İlk aşama en kolay kısım. Basic bilgiler dolduruluyor. Yaşınız, adınız soyadınız, okuduğunuz okul gibi. İlk aşamayı geçtiyseniz, geçtiğinize dair size bilgilendirici mail yolluyorlar. Bunu takiben ise ikinci aşama başlamış oluyor. Burada ise verdiğiniz bilgilerinizi daha da detaylandırmanızı ve motivasyonunuzu eklemenizi istiyorlar. Motivasyon mektupları bence işin en can alıcı noktası, eğer gerçekten ekip ile bir olabileceğinizi aktarırsanız net bir şekilde sadece TEDx için değil diğer katıldığınız mülakatlarda da sizi bir adım öne geçirecektir. Bu aşamanın sonuçlanması bizde biraz zaman almıştı. Sayının kaç binleri geçtiği düşünülürse, eleme zaman almakta. Bu aşamayı da geçtikten sonra tekrar bilgilendirici bir mail ve üçüncü aşama gelmekte. Bu aşamaya kadar gelebiliyorsanız, motivasyonunuzu iyi tutmanızı ve kendinize inanmanızı tavsiye ederim. Yüzüp yüzüp kuyruğa gelip vazgeçme gibi bir duruma girmeyin sakın. En son aşama ise mülakat kısmı. Burada küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu gönüllülük çatısı altında gerçekleşeceği için takım elbise giymenize gerek yok. Amaç sadece ne kadar kararlısın ve dakiksin. Bunları karşı tarafa en doğru şekilde aktarmayı başardığın an inan bana sende ekibe dahil olacaksın.
                Heyecanlı mülakat dönemi bittikten sonra iç rahatlatıcı mailinizi de aldıktan sonra sizde ekibin bir parçası olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren, koşuşturmaya hazırlıklı olun.
Burada size birkaç tavsiyem olacak. İlk olarak kesinlikle yapılan toplantılara katılın. Hem de hepsine. Olabildiğince aktif olmaya ve çevrenizi tanımaya bakın. Kısa zamanda ne kadar çok kişiyi tanırsanız, etkinlik aşamasında iletişiminiz çok daha kolay olacaktır. Diğer bir tavsiyem ise toplantı içerisinde aklınıza takılan en ufak nokta neyse onu karşı tarafa sormaktan çekinmeyin. Daha sonra etkinlik aşamasında sıkıntı yaşamamanız için en önemli noktalardan biri de bu. Üçüncü tavsiyem ise verilen her işi yapmaya çalışın. Elinizden gelen iyi şekil de. Belki el işiniz iyi değildir. Olsun gayretiniz, hevesiniz bile orada büyük bir motivasyon kaynağınız zaten. Kimse de size neden onu öyle yapamıyorsun diye terslemediği içinde gönül rahatlığı ile yapabilirsiniz.

--Ekipler ve Görevler--

                Toplantılarda ekip üç aşamaya bölünecek: İletişim ekibi, Seramoni ekibi ve Pazarlama ekibi. Ardından iş bölümleri, görev tanımları, yapılacaklar, beklenenler, sizden beklenenler, sizlerin beklentileri enlemesine ve boylamasına geçtikten sonra. Eğer ilgilenmek istediğiniz bir ünlü varsa organizatöre bildirerek, ekibe bir motivasyon konuşması yaparak neden istediğinizi belirtebilirsiniz. Bu aşamadan itibaren görev alan herkesin işini en küçük detaya kadar benimsemeli ve işini en iyi şekilde gerçekleştirmeye odaklanmalı. Bu ekipte 4 yıldır grafiker olarak çalıştığım, aynı zamanda sosyal medyaya da ilgili olduğum için Pazarlama ekibine dahil oldum. 5 kişilik mis gibi bir ekiptik J
                Sıra geldi etkinlik gerçekleşmeden bir önceki gün, etkinlik merkezine gitmenize… Bence göreviniz olsa da olmasa da ekibe destek olmak için gitmenizi öneririm. Benim görevim etkinlik günü başlamasına rağmen, etkinlikten bir gün önce giderek oraya nasıl gideceğimi, hangi ulaşım araçlarını kullanacağımı öğrendim. Etkinlik günü bocalamamak ve geç kalmamak için. Aynı zamanda işi yoğun olan arkadaşlarınızla onların görevlerinin bir kısmını alarak hafifletebilirsiniz. Böylelikle etkinlik alanına daha da hakim olabilirsiniz. Örnek olarak, o gün çıkan eksikleri tamamlamayı ben ve arkadaşlarım yaparak diğer ekipteki arkadaşların üzerlerindeki yoğunluğu azaltmaya çalıştık gibi.
                Etkinlik öncesi problem yaşayabilir, gözden kaçmalar olabilir, ekip içi gerginlik olabilir, bir şeyler ters gidebilir. Olabilir yani insanız sonuçta. Birbirinizi suçlamak yerine, olabilecek en kısa yoldan aksiyon almaya çalışın. Açığı hızlıca kapatın.

--TEDxİzmir Etkinlik Günü--

                Etkinlik günü ise büyük gün. Normalde hayatta kalkmam dediğim saatte ayağa kalkıp hazırlanıp, İzmir uyanmadan Pazar günü biz etkinlik alanına gittik. Sahnenin hazır hali, o atmosferi gördükten sonra hafif bir gururla insan ister istemez işine daha da bağlanıyor. Kapı açılışı olmadan önce tüm eksiklikler tamamlandıktan sonra, asıl gösteri o zaman başlıyor. Gelen konukların ilgisi, gelen basın, kalabalık, herkesin gözlerindeki o heyecan size tarif edemem. Bir ara kendimi o kadar kaptırmıştım ki, kimi kaptıysam yer gösterici olarak görev aldım. J  Bu bile eğlenceliydi J
                Etkinliğin problemsiz başlaması ile derin bir nefes alınıp, görevimin başına geçerek bitene kadar ekip arkadaşlarımız ile en iyi şekilde yapmaya çalıştık. Eğer ne yaptığımıza bakmak isterseniz sizi instagram sayfamıza alabiliriz. Tıktık.

TEDxİzmir Gönüllü Çalışma

               
Tüm etkinlik bitip sahneye çıkmak ve arkadaşlarınla bunu kutlamak paha biçilemez bir duygu. Uzun uğraşlar sonucunda verdiğiniz emeklerin karşılığını almak, sizin yorgunluğunuzu alıp götürüyor adeta.
                İyi ya da kötü bir düşünceniz ve tereddütünüz varsa, her şeyi bi kenara bırakıp bu ekibe katılmaya çalışın arkadaşlar. Hangi şehirde yaşadığınız hiç önemli değil. Kendi şehrinizde yapılacak TEDx’e katılıp bu heyecanı ve tecrübeyi sizde edinin. Her şey bittikten sonra böyle bir organizasyonda öğrendiklerinizi, hayatta başka bir platformda üstüne parada verseler deneyimleyemeyeceksiniz bundan emin olabilirsiniz…
                Dolu dolu geçen günler ve geriye kalan güzel hatıralarla ve arkadaşlıklarla bir TEDx’i geride bıraktık. Umarım, aklından bir kez bile TEDx geçen herkesin bir gün bu platforma katılma şansını elde edebilirler. Bir sonraki yazım da görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın! B.


Merak Ettikleriniz için: https://www.tedxizmir.net/
Sosyal Medya Hesabından Fotoğraflar için: https://www.instagram.com/tedx_izmir/

https://www.facebook.com/benirvaa/      https://www.instagram.com/benirva/